Laiklik… Hepimizin duyduğu ama çoğu zaman farklı anladığı bir kavram. Peki, laiklik gerçekten dinimizle çatışıyor mu? Bu sorunun cevabı, laikliği nasıl tanımladığımıza bağlı. Gel, bu konuyu biraz daha derinlemesine konuşalım.
Laiklik Nedir, Ne Değildir?
En basit tanımıyla laiklik, devletin dini işlere karışmaması , dinin de devlet işlerine müdahil olmaması demek. Yani, din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması. Bu tanım, aslında dinin özgürce yaşanabilmesi için bir zemin oluşturabilir. Ama işin içine ideolojik yaklaşımlar girince, laiklik bambaşka bir hale bürünebiliyor.
Ülkemizde laiklik, zaman zaman bu tanımın dışına çıkarak, ideolojik bir araç haline getirildi. Özellikle belli dönemlerde, halkın büyük çoğunluğunun Müslüman olduğu bir toplumda, dini tamamen toplumdan soyutlama çabaları görüldü. Bu da laikliğin, dinle çatışan bir kavram olarak algılanmasına yol açtı. Aslında sorun laiklikte değil, onun uygulanış biçimindeydi.
Laiklik ve Müslüman Kimliği
Bir Müslüman, kendini laik olarak tanımlayabilir mi? İşte burada ince bir çizgi var. Müslüman bir birey , inancını hayatının merkezine koyar. Yani, bir Müslüman için din, sadece ibadetlerden ibaret değil; hayatın her alanını kapsayan bir rehberdir. Bu yüzden, bir Müslüman’ın “Ben laikim” demesi, kendi kimliğinden uzaklaşması anlamına gelir. Çünkü bireyler laik olamaz; ya dindardırlar ya da dinsizdirler.
Ancak, “Devlet laik olmalı” diyen bir Müslüman, bu ifadeyi, farklı inançlara sahip insanların barış içinde yaşayabilmesi için bir zemin oluşturma amacıyla söylüyorsa, bu başka bir şeydir. Ama burada da dikkatli olmak gerekir; laikliği savunurken, dinin temel değerlerinden ödün vermemek önemlidir.
Laiklik Dinle Çatışır mı?
Laiklik, ideolojik bir araç haline getirilmediği sürece, dinle çatışmaz. Hatta, farklı inançlara sahip insanların bir arada yaşayabilmesi için bir denge unsuru olabilir. Ama laiklik, dini tamamen toplumdan dışlama amacıyla kullanıldığında, işte o zaman dinle çatışır. Bu da, halkın laikliğe tepki göstermesine neden olur. Çünkü insanlar, inançlarını özgürce yaşamak ister.
Düşünsene, bir ağacın köklerini kesip, onun meyve vermesini bekleyebilir misin? Din, toplumun köküdür. Eğer laiklik, bu kökleri kesmeye çalışırsa, toplumun huzuru bozulur. Ama laiklik, bu köklerin varlığını kabul edip, ağacın büyümesine izin verirse, işte o zaman bir denge sağlanabilir.
Sonuç: Laiklik ve Din Dengesi
Sonuç olarak, laiklik, yabancı bir kültürden doğmuş bir kavram olsa da, nasıl uygulandığına bağlı olarak dinle çatışabilir ya da barışabilir. Eğer laiklik, insanların inançlarını özgürce yaşayabildiği bir zemin oluşturuyorsa, bu, dinin de kabul edebileceği bir durumdur. Ama laiklik, dini dışlama ya da baskılama amacıyla kullanılıyorsa, bu, İslam’la çatışır.
Unutma, mesele laiklik değil, onun nasıl anlaşıldığı ve uygulandığıdır. Müslüman bir birey olarak, inancını koruyarak, adalet ve özgürlük dengesini savunmak en doğru yoldur. Çünkü İslam, her zaman adaletin ve özgürlüğün yanında olmuştur.