Bismillahirrahmanirrahim,
Esselamu Aleykum Kardeşlerim,
Bugün, evlilik hayatımızın en kutsal ve aynı zamanda en hassas meselelerinden birine değinmek istiyorum: Evlilikte yaşanan şiddet ve bu durumda kadının boşanma hakkı. Birçok kardeşimiz, evlilik birliğinde maruz kaldığı haksızlıklar, şiddet ve eziyet neticesinde boşanmanın İslam açısından nasıl bir konumda olduğunu merak edebilir. Bu konuda Kur’an-ı Kerim ve sünnet ışığında bazı önemli hususlara değinmek isterim.
1. Evlilik İslam’da Ne Anlama Gelir?
Evlilik, İslam’da iki kimsenin Allah rızası uğruna, karşılıklı sevgi, saygı, şefkat ve merhamet temelinde kurduğu kutsal bir sözleşmedir. Kur’an-ı Kerim’de Allah Teala şöyle buyurur:
“Onlardan birçoğu, Allah’ın ayetlerini boşa çıkarmaya çalışırlar; fakat onlar kendi zararlarını çoğaltırlar.”
(Âl-i İmrân, 3/134)
Bu ayet, müminlerin ve mümin kadınların karşılıklı hak ve sorumluluklarını yerine getirirken adalet ve iyilik içinde olmaları gerektiğini hatırlatır.
2. Şiddetin Yeri ve İslam’ın Adalet Anlayışı
İslam, eşler arasında hiçbir şekilde haksızlık, eziyet veya şiddeti onaylamaz. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de evlilikte karşılıklı iyi davranışın, sevginin ve saygının önemini vurgulamıştır. Eşler arasında meydana gelen şiddet, ne yazık ki, İslam’ın öngördüğü merhamet ve adalet düzenine aykırıdır. Bir kadın, evliliğinde sürekli ve haksız yere şiddete maruz kalıyorsa; bu durum onun bedenine, ruhuna ve haklarına yönelik ciddi bir ihlaldir.
3. Boşanma Hakkı ve İslami Çerçeve
İslam’da evlilik birliğinin bozulması, her iki taraf için de üzücü bir durum olmakla birlikte, hak ihlali söz konusu olduğunda (örneğin şiddet, kötü muamele, güvenin sarsılması gibi) boşanma, meşru bir hak olarak ortaya çıkmaktadır. İslam hukukunda boşanma, zorlama veya haksızlık sonucu oluşan bir durum olduğunda, mağdurun kendisini koruma hakkı doğar. Bir kadının maruz kaldığı şiddet, sadece fiziksel değil, ruhsal ve psikolojik zararlar da doğurur. Böyle durumlarda, İslam, kadının bu zulme uğramasını meşru kılmaz; aksine, kendisini koruyabilmesi için gerekli adımları atmasını öngörür.
4. Hak ve Adaletin Tesisi
Kardeşlerim, evlilikte karşılıklı hakların ihlali söz konusu olduğunda, mağdur tarafın sesini duyurması, haklarını araması ve gerektiğinde boşanma yoluna gitmesi, İslam’ın adalet anlayışı ile bağdaşır. Boşanma, sevgi, saygı ve merhamet temelli bir ilişkiyi sona erdirmek anlamına gelmez; aksine, eğer taraflardan biri karşı tarafına zulmetmişse, adaletin sağlanması, hem dünya hayatında hem de ahiret hayatında hayırlı sonuçlar getirecektir.
5. İlmi ve Hakuki Danışmanlık
Bu tür hassas konularda, her zaman bilgili din adamları, aile hukukunda uzman kişilerin ve gerekirse psikolojik destek alarak hareket etmek önemlidir. Çünkü her durumun kendine has koşulları bulunmaktadır ve hakkaniyetli bir sonuca ulaşabilmek için detaylı bir inceleme gereklidir.
Unutmayalım ki, İslam; mağdurun korunmasını, adaletin tecelli etmesini ve her türlü haksızlığın önlenmesini emreder.
Sonuç
Değerli kardeşlerim, eğer bir kadın evliliğinde haksız yere şiddete maruz kalıyorsa, bu durum onun beden ve ruh bütünlüğüne yönelik ciddi bir saldırıdır. İslam, bu tür zulmü asla kabul etmez ve mağdurun kendisini koruması için boşanma gibi haklı adımları atmasını müstehap görür. Her ne kadar evlilik, huzur ve sevgi içinde sürdürülmesi gereken bir müessese olsa da; adaletin, hakkaniyetin ve merhametin sağlanması, her şeyin üzerinde tutulmalıdır.
Allah, her türlü zulmü sona ersin, kalplerimize adalet ve merhamet nasip etsin.
Esselamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berekatuhu.