Ana Sayfa / Kitaplar / Yüzeysellik: İnternet bizi aptal mı yapıyor?

Yüzeysellik: İnternet bizi aptal mı yapıyor?

Yüzeysellik - İnternet bizi aptal mı yapıyor?

Aslı Perker ve Tuna Kiremitçi’nin sunduğu Bibliyoterapi adlı podcast yayınındaki önerileri sayesinde öğrendiğim bu kitaba erişmek hiç kolay olmadı. Nadirkitap sitesinde çoğu satılmış. Satılmayanlarda fahiş fiyattan ilanda duruyor. Yeni basımı zaten yok. Kitabın incelemesini internette araştırırken “Arda Çetin” hocamın blog yazısına denk geldim. Blog yazarları birbirini kırmaz diye düşündüm. İletişim sayfasından kendisine yazdım sağ olsun kütüphanesindeki bu kitabı bana göndermeyi kabul etti. Kendisine bir kez daha teşekkür ediyorum.

Kitabın başlığı ve içeriği gerçekten çok dikkat çekici. Nicholas CARR, 2008 yılında The Atlantic dergisi için kaleme aldığı “Google bizi aptal mı yapıyor?” makalesinden sonra “Yüzeysellik: İnternet bizi aptal mı yapıyor?” adlı bu kitabı yazdı.

Daha esere başlamadan kitabın önsözündeki şu cümle beni dakikalarca düşündürdü.

Ona göre bir medya organının içeriği yalnızca “hırsızın, zihnin bekçi köpeğini oylamak üzere beraberinde getirdiği leziz et parçasından ibarettir.”

Kitabın önsözünden sonra ilk bölümüne geçtim. Daha önce yarım bıraktığım filme gönderme vardı. Kitap ve yazar sayesinde 2001: A Space Odyssey filmini de gaza gelip izledim.

Nicholas Carr’ın kitabı, internetin insan beynine verdiği zararın araştırılması ve incelenmesidir. Carr’ın kitabı hakkında etkileyici olan şey kitap boyunca adil davranmasıdır. Bilgisayara ya da internete karşı 280 sayfalık sert dille eleştiriler yazmıyor. Aksine onaylama ve eleştiri arasında bir denge var. Carr, internetin sağladığı verimliliğin ve çabukluğun faydalarını övüyor. Kitabın özü; varsayılan faydalar nedeniyle ortaya çıkan sonuçları ele alıyor diyebilirim.

Eski bir bilgisayar tutkunu olan Carr, interneti kullandıkça dikkatinin dağıldığını fark etti. Bilgisayarı araştırmaya başladığında teknolojinin kendisinin yazma metodolojisini etkilediğini gördü. Bu teknolojinin yeni bir sonucu değildi. Friederich Nietzsche daktiloyu kullanmaya başladıktan sonra düşüncelerin şekillenmesinde yazı gereçlerinin rol oynadığını keşfetti. Carr’ın Nietzsche örneği, tezinde temel bir rol oynuyor.  Araştırmalar son birkaç yılda beynin “işlevini değiştirerek anında kendini yeniden programladığını” bulmuştur. Genler ve deneyimler her insanın düşünme biçimini somut olarak belirlemez. Kişi geliştikçe düşünce değişir.

Tarihteki herhangi bir teknolojik gelişmeden önce kültürler öncelikle bilgiyi sözlü olarak korumuş ve depolamıştır. Bilgi, insan hafızasının dayanabileceği kapasiteyle sınırlıydı. Teknolojik gelişmeyle birlikte        artık buna ihtiyaç duymuyoruz. Bilgiyi işlemeden, kalıcı belleğe atmadan ihtiyaç halinde arama motorlarını kullanarak buluyoruz. Bilgiyi edinip teknolojinin sağladığı konfor nedeniyle o an geçici bellekte tutup hemen unutuyoruz. Haliyle bu da uzun vadede beyne zarar veriyor.

Yazar ve örnek verdiği arkadaşları da uzun yazı okuyamamaktan şikâyet ediyor. Her bilgiyi yüzeysel okudukları için derin ve uzun okumalar yapamıyorlar. İnternet aynı zamanda kısa hap bilgileri cazip kılıyor. Bu da derinlemesine bilgi edinmekten çok bizi yüzeyselliğe sürüklüyor. Beynimiz kısa ve hap bilgiler istiyor. Uzun yazılarda sıkılıp dikkati dağılıyor. Uzun yıllar içerisinde herkesin beyni bu şekilde evrilirse derinlemesine bilgi edinmekten aciz, yüzeysel, aptal insanlar olup çıkacağız. Bu kısımlar oldukça etkileyici. Her tespit insan beyninde yeni ufuklar açıyor. Eminim sizlerde bu sayfalarda öznel çıkarımlarınızı yapıp büyük aydınlanmalar yaşayacaksınız.

İnternet toplumu ele geçirdi. Çevrimiçi olarak film ve canlı spor etkinlikleri izleyebilir, müzik ve kitap indirebilir, sosyal ağlar aracılığıyla diğer insanlarla sosyal olarak “bağlantı kurabilir”, anında haber alabilir, faturaları ödeyebilir ve çevrimiçi araştırma yapabilirsiniz. Daha da tehlikelisi yukarıdakilerin hepsini anında ve aynı anda yapabilirsiniz. Bu gelişmeler teknolojinin getirdiği faydalar yönünden iyi ama kişi birden fazla göreve aynı anda dikkatle odaklanamaz. Şahsen bir erkek olarak beynimin birden fazla iş yapabilme kapasitesi olduğuna inanmıyorum. Yapabilirim belki ama her şey yarım yamalak olur. Tek işe derinlemesine odaklanıp diğer işlere geçmek daha cazip. İnternetin verdiği rahatlık ve çeşitlilik multi tasking yapamaya zorluyor. Bu da üzerimde stres yaratıyor.

Bu kitap tüm teknolojiyi reddedelim demiyor. Kardeşim teknoloji budur ve bunun getirdiği sonuçlar uzun sürede sakıncalı olabilir diyor. Farkındalık ve aydınlanma için mutlaka ama mutlaka kitabı bir şekilde edinip okuyun. Web 2.0, blog, internet, beyin, bilim, hatta yazının icadına kadar birçok alanda size yeni bilgiler katacağına da inanıyorum. Yazar dört dörtlük bilgiler sunup bilimsel açıklamalarla destekleyip bilgi bombardımanına tutuyor.

Mutlaka Okumalısın

4 Tip İnsan Vardır – Seni Hangisi Temsil Ediyor?

Aşağıdaki resim hayatımı tamamen özetliyor. Sadece benim değil herkesin hayatı bu resimde özetleniyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.